Перейти к основному содержанию
урф-адетлеримизни унутмайыкъ

 

Şeyh Abdulla Afifüddin Efendi (? - 1640) - Qırımtatar şairi.
 
Qartbabası, Deşt-i Qıpçaqtan kelip Qırımğa yerleşken Haq Muhammed Efendi, babası Şeyh İbrahim Efendidir. İbrahim Efendi, Qırımdakı qarışıqlıqlar sebebinden İstanbulğa kelip Küçük Ayasofya Zaviyesinde şeyhlik yasağan. Bu yerde Medaric ve Mekâtib adlı eki kitap yazğan. 1593 senesinde Küçük Ayasofyadaki tekkesinde vefat etken. Edirne Qapı tışında Mert Tekke yaqınına kömülgen.
 
Afifüddin Efendi, babası ölgende kiçkene olğanı içün özüne teklif etilgen tekke şeyhligine razı olmadı. Tasil yasamaq istedi. Babasına ürmeti olğan Padişa III Muradnıñ desteginen İstanbulda medresede oqudı. Özüni yetiştirdi. Seviye seviye yükselip Sahn Medresesine müderris oldı. Selâmet Geray, Qırım hanı olğanda onı müfti tayin etti. Qırım yalısındaki Mangup ve Sudaq mansıblarıñ Kefege qatıp Afifüddin Efendige berdi. Afifi, Selâmet Geraynıñ vefatından soñ, acılıqqa ketti. Qaytıp kelgen soñ Kefe yaqınında olğan Seyit Eli köyündeki tekkesinde irşadğa devam etti. 1640 senesiñde bu yerde vefat etti. Oğlu Abdülaziz İzzi Efendi de şair edi.
 
 
ŞİİRLER I
Seyyid Muhammed Rıza, Seb'u's-Seyyâr, Kazan-1832. Feilâtün Feüâtün Feüâtün Fcilün
 
Nev-cevânum gibi bari kişiye yâr olıcak
Gam çeker mi kamu âlem ana ağyar olıcak
Kişiye genç sevgilim gibi birisi yâr olduktan sonra, bütün insanlar ona rakib olsa gam çeker mi?.
N'ola zâr eyler isem gül yüzüne karşu şehâ Bülbül itmez mi figânı gül ü gülzâr olıcak
Ey padişahım (sevgilim.) gül yüzüne karşı ağlarsam şaşılır mı ? Gül ve gül bahçesi olunca bülbül figân etmez mi?
Müfti-i aşka mahabbetden olundıkda suâl Didi caiz durur ol âşık-i dîdâr olıcak
 
Aşk müftüsüne muhabbet konusunda fetva so-rulduğunda, sevgilinin yüzüne (Hakk'ın dîdânna) âşık olunca caizdir dedi.
Sen gül-i gülşen-i hüsne nice öykünse gerek Bâğ-i âlem gülünün dâmeni pür-hâr olıcak
Âlem bağının gülü, eteği dikenle dolu olduğu halde, sen güzellik bahçesinin gülüne nasıl öykünse gerek?
Ey Afîfî gören ol yâr-i vefadan didi Böyle olmak gerek işte kişiye yâr olıcak
Ey Afîfî, o vefalı sevgiliyi görenler, "Kişiye yar olacaksa işte böyle olmalı" dediler.
 
n
Fâilâtün Mefâilün Feilün
Yârdan cevr ü ger hakîkat olur
İkisi dahi cana minnet olur
Sevgiliden ister cefa, ister vefa olsun ikisi de cana minnet olur.
Gün olur yüz tutar saadete devr
Sanma her dem dilâ nuhuset olur
Ey dil, her zaman uğursuzluk olmaz; gün olur devir saadete yüz tutar.
Usrun çün son ucı yüsre çıkar Şeb-i hicrâne subh-ı vuslat olur
Zorluğun kolaylığa çıktığı gibi ayrılık gecesi de vuslat sabahına ulaşır.
Cümle itdükleri rakîbe gelüp Umarın an karîb nekbet olur
Umarım bütün yaptıkları pek yakında rakîbe gelip felâket olur.
Devlet el virse irse hıdmetine
Âşığa kulluğun siyâdet olur
Eğer baht el verse de hizmetine erişse, âşığa bu kul- luğun efendilik olur.
Râh-ı dilberde hâksâr olmak
İzzet amma gönül ne izzet olur
Sevgilinin yolunda toprak olmak şeref, ama ne şeref olur.
Çekme gam ger tezâhüm ide gumûm
Her işe çün Afîfî gayet olur
Afifi, gamlar zahmet verse de üzülme, çünkü her işe bir son olur.
 
ffl
Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
Bağlayup ebrûvanun şeklin göründi çün hilâl Halk yimez içmez oldı âşık-ı şeydâ-misâl
Hilâl senin kaşlarının şekline bürünüp göründüğü için halk, deli divane âşık gibi, yemez içmez oldu.
Gâh râ oldı gehî dâl oldı mâh-ı nev dilâ
Remz ider san rûzeye kim olmak ister gayra dâl
Ey gönül, hilâl bazun râ, bozan dâl harfi gibi oldu. Sanki oruca işaret ederek başkalarına delil olmak istiyor.
Savm-ı hecrün meh ü sâl olsa nigârâ gam değül Âşık-ı sâdık olıcak âhiri îd-i visal
Ey sevgili, sâdık âşık sonunda vuslat bayramına eriş-tikten sonra, ayrılığının orucu ay da, yıl da olsa gam değil.
Hâb-ı râhatda yatan bî-derd bilmez kadrüni Derd ile bîdâr olan uşşâka kıl arz-ı cemâl
Sen, güzel yüzünü dert ile uykusuz kalan âşıklara gös-ter; rahat uykusunda yatan dertsiz onun kadrini bilmez.
Hâlün efyûnı gıdâsm bulmayal'dan haste-dil Bende-i kemter Afîfî'ye demezsin keyfe hâl
Ey sevgili / Gönül, beninin afyonunun gıdasını bu-lamadığından (yüzünü göremediğinden) beri hastadır. Değersiz köle Afîfî'ye hâlin nedir demezsin.
 
IV
Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
Ol ki zât-ı pâk-i bî-hemtâsma hû koymış ad Yârda göstermiş adın ana âhû koymış ad
O ki, eşi benzeri olmayan güzelliğine hû adını koymuş; adını yârda göstermiş, ona âhû adını koymuş.
Rûh-mahza ad içün üstâd yazmış elf dâl Elf kadd ü dâle cânâ ca'd-ı gîsû koymış ad
Üstat, saf ruha ad için elif ve dâl yazmış. Ey sevgili, boya elif ve kâkülün kıvrımına dâl adını koymuş.
Eyleyüp bir zerreyi vâsi' felekden dil dimiş Ana bir mihri ziyâ-güster kılup u koymış ad
Bir zerreyi felekten daha geniş yapıp gönül demiş, ona gü-neşi ışık vermekle görevlendirmiş ve gönül adını vermiş.

Категория

Источник
http://medeniye.org/forum/index.php/topic,619.0.html