Перейти к основному содержанию
урф-адетлеримизни унутмайыкъ

 

Bir Başarı Hikayesi : BANVİT
 
Söyleşi : Özgür Karahan
Bandırma'da kurulan Avrupa'nın en modern piliç kesim ve işleme tesislerinde Görener ailesinin konuğu olduk. Aslen Kırımlı olan ailenin Türk ekonomisine yaptıkları bu muazzam katkıyı 
görerek iftihar ettik. Vural Görener ve eşi Gülgün Görener ile çok samimi bir söyleşi yaptık.
 
Dedemin babası Bahçesaray'dan Varna'ya geliyor. Celeplik yapıyor. Koyun alıp satıyor. Kasap dükkanı açıyor. Hancı Celil, kasap Celil diyorlar. Babaannem 5 çocuk doğurmuş. 2 erkek, 3 kız. Amcam en büyük çocuk. İstanbul'da Galatasaray'a - o zamanki Mektebi-i Sultani'ye- gelip okuyor. Oradan İsviçre'de Lozan'a gidiyor. Hariciye'de çalışıyor. Kazan Üniversitesi'nde hocalık yapıyor. 
Bahçesaray’dan Varna’ya oradan Çatalca’ya ve nihayet Bandırma’ya uzanan bir aile. Kırım’dan başlayıp Aktopraklar’a ulaşan bir göç hikayesi bugün Türkiye’nin en önemli gıda firmalarından biri olan BANVİT’i yaratmış.    
 
Dedem erken ölüyor. Yıldırım düşüyor ve dedemi genç yaşta öyle kaybediyoruz.. Babam Varna'da Türk mektebinde okuyormuş. Babası öldükten sonra tahsil yapması mümkün olmuyor. Babaannem çocuklarla kalıyor. Balkan harbi sonrasında önce babam arkadan da babaannem ve diğer kardeşleri geliyor. Yavaş yavaş babamın işleri düzeliyor. Göztepe'de bir ev alıyorlar. Çetin Altan'ın dedesi Tatar Hasan Paşa'nın evi. Atatürk'ün yakın arkadaşı.
 
En ufak kız (halam) o sıralar lise çağında... 20'li seneler. Babaannem onu Erenköy Kız Lisesi'nde paralı okutuyor. Babaannem kısa boylu, zeki bir kadındı. Dedem ne kadar iriyse babaannem de o kadar ufak tefekmiş. Okuması yazması yoktu. Ama küçük kızını okutuyor. Halam liseyi bitiriyor. Önce İstanbul'da tıbbiye okuyor. Babaannem kızını Paris'e Sorbonne'a gönderiyor. Dedem ve babaannem eğitimin en iyisini vermek için hiç bir şeyden kaçınmıyor. Türkiye'de "ben çocuğuma bir şey bırakayım zihniyeti var. Malın şu kadarcık değeri yok. Mal dediğin depremle, selle, yangınla gelir gider. İnsanın kaybolmayacak şeyi ise öğrendikleridir. Kafanın içine bir şey koyarsan öldürseler de alamazlar. Ana babanın birinci, yegane vazifesi en üst seviyesine kadar eğitim aldırabilmek için -kesenin ağzını açmak bile değil- sandığın dibini karıştırmaktır. Biz kendi çocuklarımıza bu imkanı sağlamaya çalıştık. Bu tesislerin kurulmasında Turgut ve Ömer'in emekleri büyüktür. Okuturken çok sıkıntı çektik ama buna değdi.
 
Gelelim babama
 
Babam balık pazarında komisyonculuk yapardı. Sonra Çatalca'da değirmen alıyor. Abimi Fransız Saint Benoit lisesine yazdırdığında yıl 1935-36 idi. 
 
Yıl 1938. ilkokulu bitiriyorum. Birinci dünya savaşı başlamak üzere. Elimden tutuyor. O zamanlar Almanca önemli hale gelmişti. Tünel'deki Alman lisesine kaydettirmek istedi.
- Bu işin ceremesi ne kadar? Diye sordu
- Ayda 13 lira alırız
- Ben esnaf adamım o kadar ödeyemem, dedi.
 
Kısa bir pazarlık sonrası ayda 6,5 liraya anlaştık. 5 sene okudum. Sonra Amerikan kolejini bittirdim. Yatıp kalkıp babama dua ediyorum . Babamdan bana bir çivi kalmadı. Ama bana 2 lisan öğretti. Sınıfta kaldım Kızdı ama sonuna kadar destekledi.. Okul paramı sonuna kadar verdi, önümü kesmedi. Ben de aynı şekilde evlatlarıma yaptım ve elimizden geldiği kadarıyla başkalarına da yardımcı olmaya çalışıyoruz.
 
Önce yağ, sonra yem ardından tavuk yetiştiriciliği...
 
Bir alman çiftliği vardı. Sonra Tahirova devlet üretme çiftliği oldu. Alman Scholtiseck vardı.Onun kitabını okuduktan sonra ilmi bir şekilde kesime başladık. 1984'te kesime başladık. Şimdi saatte 16.000 piliç kesiyoruz, o zamanlar 16 tane kesemiyoruz :..
 
Sonra Amerikalı bir dostumuz Jess Murcle bize yardımcı oldu. ABD'de ilk piliç işini yapan kişilerden biriydi. Emekli olduktan sonra 3-4 sene bize işin inceliklerini öğretti Yaklaşık 2000 kişi fabrikada çalışıyor. Sözleşmeli olarak da 2000-3000 kişi çiftliklerde çalışıyor. Senede yaklaşık 600.000 ton piliç eti üretiliyor . Azerbaycan'a piliç ihraç ediyoruz. Çin'e kanat ucu, hindi derisi,deri gibi ürünleri, Japonya'ya göğüs kıkırdağı satıyoruz.
 
Bir Kırımlı, bir Bahçesaraylı olarak Kırım'da yatırım yapmayı düşünüyor musunuz?
 
Şirket politikası gereği yakın zamanda Kırım'da bir yatırım düşünmüyoruz. Ama bir Kırımlı olarak şöyle bir düşüncem var. Biz Amerikalı bir aileden bilgi anlamında yardım gördük. Parası olan müteşebbis bir vatandaşımız çıkarsa seve seve bilgilerimi aktarır, gidip yardımcı oluruz.
 
İş dışında Kırım ile ilginiz?
 
Benim annem Tatar değildi, "cımşakbaş"tı. Dolayısıyla evde Tatarca konuşulmazdı. Ama Kırımlı olmakla hep iftihar ettik. Ne yazık ki Kırımlı olduğunu saklayan, sözünü etmeyen pek çok tanıdığım var.
 
Benim istediğim Kırımlıların zengin kültürünü yaşatması. Türkiye'de çok sayıda Kırım Türkü var. Bunların Türk ekonomisine katkıları nüfus oranlarının çok üzerindedir.. Çünkü Kırım insanı çok çalışkan ve özverilidir. Aynı zamanda hesabını da bilir.
 
Bakın şimdi rahmetle andığım bir Tatar aklıma geldi. 1950'ler, Türkiye'ye yeni yeni traktör geliyor. O zamanlar Çiftkurt'un traktör şirketi vardı. Sahibi Eskişehirli Kurtseyit Kaplan'dı. Rahmetli maliye bakanı Hasan Polatkan'ın kayınpederidir. İşte benim ilk işverenim o idi. Parayı gayet iyi kullanırdı. Öğlenleri beni simit ve elma almaya gönderirdi. "Ket ordan bır sımıt al kel" derdi. Yanından ayırmadığı ufacık bir çakısı vardı "Bu çakıyı Kırım'dan kelgende ketirdim" derdi. Ondan çok şey öğrendim.
 
Sonra buraya Bandırma'ya geldik, yerleştik. Tatarlar nerede olsa birbirine yardımcı olur. Buranın meşhur bir işadamı Habibullah Hamarat vardı. O da bize çok yardımcı olmuştur.
İnşallah Celal'in ve diğer arkadaşların yaptığı işler bu kültürün korunmasını, yaşatılmasını sağlar.
Bütün dünya bir kazan. İnsanlar bu kazanda kimliklerini, kökenlerini hızla kaybediyorlar.
 
Geçen gün fabrikada yüzünden Tatar olduğunu anladığım bir stajyerle karşılaştık. İki yıllık bir üniversitede işletme okuyormuş. 
- Oğlum nerelisin, dedim.
- E, biz göçmeniz, dedi.
- Nereden göçmen?
- Bulgaristan göçmeniyiz. (Daha da yeni gelmişler)
- Oğlum daha daha nere-lisin? Bulgaristan’ın neresinden?
- Bilmiyorum , dedi. Galiba Tolbuhin diye bir yer varmış. Oradan
- Türkçesi yok mu buranın?
- ... Bilmiyorum
- Orası Hacıoğlu Pazarcık... 
- A.. nüfus kağıdında da öyle yazıyor dedi.
 
Bir kere Pazarcık'ın tamamı Tatardı. Benim babaannem de oralı. Meğer çocuk Tatarın özü ama bundan haberi yok. Anası , babası Tatar olmasına rağmen kimliğini kaybetmiş.
 
Erdek'teki komşumuz Tevfik Bey vardı Tatara benziyorlardı. Biz Sinopluyuz derdi. Ama annesi kendilerinin Kırım'dan geldiğini bize anlatmıştı. Komşumuz da, kardeşi de Kırımlı olduğunu bilmiyordu.
 
O bakımdan sizlerin yaptığı hizmetler inkar edilemez ve inşallah uzun sürer.

Категория

Источник
http://www.kirimdernegi.org/istanbul/bahcesaray/bulten.asp?sayi=23&yazi=7