RAŞİT AŞKİ ÖZKIRIM (ÇORABATIR)
(21.03.1893 – 16.10.1969)
Ertuğrul KARAŞ
 
Babam ömrü boyunca yazmış. Bugün bile yazıyor. Anılarını yazıyor. Duygulandıkça şiir, öfkelendikçe fıkralar, çocukların evrenine sokuldukça öyküler, masallar yazıyor. 1907 yılında başlamış yazmaya, hâlâ yazıyor. Yetmişiki yıl boyunca aralıksız... Eski harflerle çıkan gazete ve dergilerde şiirleri yayınlanmış. Kırım Türklerinden olduğu için Kırım lehçesiyle şiirleri çoğunlukta... Bir zamanlar Romanya'da bir avuç ülkücünün yayınladığı Emel dergisinin yazarları arasında o da var. Emel’deki yazılarına Çorabatır takma adını kullanmış. Çorabatır'ı ikinci bir kez, bu şiirlerle sevip, bağırlarına basmış Kırım Türkleri. Millî şairlerden Niyazi'nin Mecidiye'deki -bilmem şimdi duruyor mu?- mezarının taşındaki dörtlük babamın kaleminden çıkmadır. (Çetin A. Özkırım, "Turnam" Yazarı Yirmibeş Yıllık Arkadaşım Babam Raşit Aşkî Özkırım, Emel Dergisi, Sayı:27, s.23-24)
 
Raşit Aşkî Özkırım, 21 Mart 1893 tarihinde Adapazarı’nda dünyaya gelmiştir. Babasının adı Abdurrahman'dır. Abdurrahmen bey 1862 yılında Kırım'ın Bahçesaray şehrinin Kadı mahallesinde Vavlı Cami diye bilinen ibadethanenin karşısındaki evde dünyaya gelmiştir. Abdurrahman Bey’in babası Zekeriya Efendi, annesi ise Azime Şerife Hanımefendi. Zekeriya Efendi’nin babası ise Kırım'ın tanınmış müderrislerinden Feyzullah efendiydi (1).
 
Babası Abdurrahman Bey ile annesi Azime Şerife hanımla birlikte 1872 yılında Türkiye’ye göç etmesi ile birlikte Adapazarı’na yerleşir. 93 Harbi diye bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşına iştirak eder. Abdurrahman Bey, okur yazar ve uyanık bir genç olması sebebiyle Topçu çavuşluğuna getirilmiş ve rahmetli Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa’nın maiyetinde cesaret ve feragatle savaşmıştır. Gazi Osman Paşa ve karargâhının Ruslar eline geçmesi ile Abdurrahman Bey de esir düşmüş ve bu arada esaretten kaçmak fırsatını yaratmış, Kırım'a gitmek istemişse de Rusların kendisini tevkif edip, öldürmesinden çekinerek yine (Ak toprağa) yani Türkiye’ye dönmüştür. Adapazarı’na yerleşen Abdurrahman Bey, Mal müdürlüğüne vergi tahsil memuru olarak girmiş ve ölümüne kadar bu görevde kalmıştır (2).
 
Raşit Aşkî Özkırım'ın annesi Hatice Hanım’ın babası Abbas Bey, annesi ise Tayyibe Hanım’dır. Hatice Hanım, 1872 yılında Rumeli’nin Silistre şehrinde istihkâmlar mahallesinde dünyaya gelmiştir. Annesi Tayyibe Hanım devrinin okumuş aydın hanımlarındandır, öğretmenlik yapmıştır. Babası Abbas Bey ise çevresinde Abbas Ağa olarak tanınmıştır. Aslen Azerbaycan Türklerindendir. Doğu ve Özellikle Hint ipeklileri üzerine ticaret yapmıştır. Rumeli Türklerine bu doğu mallarım satarak hayatım kazanmıştır. Çocukluğu Bağdat'ta geçtiğinden ilköğrenimi orada yapmıştır. Arapça ve Farsça'yı ana dili konuşan Abbas Ağa da eşi gibi aydın bir insandır. Tayyibe Hanımla Abbas Ağanın evliliklerinden üç kız bir erkek evlâtları olmuştur. Bunlardan Hatice Hanım, Raşit Aşkî Özkırım'ın annesidir. Hatice Hanım ve bütün kardeşleri Tanrının rahmetine kavuşmuşlardır (3).
 
Raşit Aşki Özkırım, annesi Hatice hanımla babası Abdurrahman Bey’in dünyaya gelen dokuz çocuktan hayatta kalabilen tek çocuğu olmuştur.
 
Raşit Aşkî Özkırım, birçok aydının yetişmesine vesile olan ve kendisinin bir irfan yuvası olarak tarif ettiği Adapazarı’nda Fransızca eğitimin yapıldığı “Adapazarı Rehberi Terakki Mektebi”nde okumuştur. Sonra İstanbul’a geçerek tıbbiye, hukuk ve musiki mekteplerine devam etmek istemişse de, bunların hiçbiri gerçekleşmez, Fatih medresesine yazılır.
 
O sıralarda Balkan Savaşına iştirak eder, iskorpitten dişleri dökülür. Derken Birinci Dünya Savaşı başlar. Raşit Aşkî Özkırım da genç bir teğmen olarak bu 1914-1918 Birinci Dünya Savaşına katılır. Dört yıl Çanakkale'de savaşır.
 
1919 yılında Eskişehir'e gider. Orada Ziraat Araçları tüccarlarından Kırımlı Hacı Veli'nin kızı İhsane Hanımla evlenir. Bir yıl sonra bir oğulları olur. Adını Orhan koyarlar, ilk evlâdı, Erhan ve Turhan isimli ikinci ve üçüncü oğulları izler. Ama bir salgın hastalık sonucu Erhan ve Turhan Tanrının rahmetine kavuşurlar. 1930 yılında dördüncü oğulları Çetin dünyaya gelir. Raşit Aşkî Özkırım bir süre kayın pederinin işine devam eder ve sonra Macar Ziraat Şirketine Müfettiş olarak girerek orada çalışır. Daha sonra çocukları Orhan ve Çetin'i okutmak için İstanbul'a gider ve yerleşirler. Raşit Aşkî Özkırım, Maliye Vekâletinin İstanbul Defterdar-lığındaki görevinden küçük bir maaşla emekliye ayrılır.
 
17 yaşından beri şiir, inceleme, hikâye, tarihî roman gibi çeşitli dallarda çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayınlanmıştır. Kırım lehçesi ile yazdığı şiirlerinde çoğunlukla Çorabatır takma adını kullanmıştır.
 
Şiirleri Kırım Mecmuasında ve Emel Dergilerinde de neşredilen Raşit Aşki Özkırım, hem Kırım Tatar Türkçesinin Çöl şivesinde ve hem de Türkiye Türkçesinde şiirler yazmış, şiirlerinin bir kısmı 1965 yılında İstanbul’da basılan Turnam adlı şiir kitabında neşredilmiştir. Şiirlerindeki üslûp, âhenk ve mânâ zenginliği okuyanları derinden etkilemiş, hece veznini ustalıklı kullanmıştır. Şiirlerinin hemen hepsinde vatan sevgisi ve hasreti açıkça kendisini göstermektedir. Onun Kırım’çün adlı şiirinde:
 
Kayda senin Kalgayların, Adil Giray, Selâmetin?
 
Kayda senin Nurettinin, Çorabatır, Girayların?
 
Kayda senin At üstünde kılıç savurgan Batırların?
 
Kayda senin cav artından cürgen aziz Çorayların?
 
diyen satırları âdeta bütün bu söylediklerimizi teyit eder mahiyettedir. Onun “Tatarcılık yasay dep zırlaganlarga” şiiri ise İsmail Bey Gaspıralı’nın ünlü “dilde, fikirde, işte birlik” şiarının en bariz örneğidir.
 
“İster Türk de, ister Tatar, ister hep Hun dep ayt!
 
Et tırnaktan ayrılır mı? Sokur, matüv, colga kayt.”
 
Çorabatır, 1936 tarihinde yazdığı “SÜYEMEN” adlı şiirinde ise:
 
Canık betli, az mıyık,
 
Közcükleri bek kımık,
 
Manlayı ken, hem çıkık,
 
Tatarnı bek süyemen.
 
Ergenekonda bolgan,
 
Altın ordudan kalgan,
 
Cigitlikmen atalgan,
 
Tatarlıgım süyemen,
 
derken sevdiklerinin adresini veriyor gibidir.
 
Birçok kereler baba yurdu Kırım'ı, Mısır'ı, Selanik, Drama, Viyana, Berlin'i ve bütün Anadolu’yu gezen, insanları ve bilhassa çocukları çok sevdiği onu tanıyanlarca da ifade edilen Raşit Aşki Özkırım, 1911 yılında Kırım'da tanıyıp dostluk kurduğu Cafer Seydahmet Kırımer ile büyük idealistin ölümüne kadar süren bir gönüldeşlik kurmuştur.
 
Kırım için (1919), Kırım Senden Geçemem (1935), Ata'nın Dil Kurultayına (1932), Niyazige (1935), Turnamç'ün (1932), Dışta Kalan Türklere Anadolu'dan Selâm (1933), Kargış (1935), Yolcu(1931), Süyemen (1936), Atayga (1938), Curtum için (1933), Tilek (1935), Bayragım (1935), Tatarcılık Yasay Dep Zırlaganlarga (1936) şiirleri millî ruhta yazılmış bilinen şiirlerinden bazılarıdır.
 
37 yıl önce, 1969’ta kaybettiğimiz şairimiz Raşit Aşki Özkırım’ı rahmet ve minnetle anıyoruz.
 
 
 
   
 
SÜYEMEN
 
Raşit Aşki Özkırım
 
Canık betli, az mıyık,
 
Közcükleri bek kımık,
 
Manlayı ken, hem çıkık,
 
Tatarnı bek süyemen.
 
Ergenekonda bolgan,
 
Altın Ordu'dan kalgan,
 
Çiğitlikmen atalğan,
 
Tatarlığım süyemen.
 
Doğudan atka mingen,
 
Güçmen zorluknu yengen,
 
Cavnı cürekten etken,
 
Öz tatarnı süyemen.
 
Boran bolup sel olğan,
 
Alplerde arslan urğan,
 
Acunda Han tanılğan,
 
Tatar seni süyemen.
 
Öz soyum tatarlığım,
 
Canım, kanım barlığım,
 
Kaydasın Erhanlığım,
 
Men seni bek süyemen.
 
Kıdırdım colğa tüştüm,
 
Yurttan yurtka avuştum,
 
Çok yollardan adaştım,
 
Öz yurnu bek süyemen.
 
Azavdan bir cekirdim,
 
Çonğarda pek sekirdim,
 
Salğırdan bir suv içtim,
 
Kırım seni süyemen.
 
Kerişte saban aydap,
 
Yalı'da alma saylap,
 
Çatırğa atım baylap,
 
Atay yurdum süyemen.
 
Kefede arba cektim,
 
Tav otuz sudak kettim,
 
Yaltağa cuvuk cettim,
 
Eşsiz yurtum süyemen.
 
Kezlevğe dertli bardım,
 
Cıllı balçıkka daldım,
 
Savlığım andan aldım,
 
Kırımnı men süyemen.
 
Bahçesaray, Akmescit,
 
Bilgi yoluna keçit,
 
Anda Ar binbir çeşit,
 
Kırım'nı bek süyemen.
 
Kay bir yağın anayım,
 
Kay barlığın sayayım,
 
Kay süyğümnü aytayım,
 
Dülber yurtum süyemen.
 
Kırımnın dört çevresi,
 
Mavi deniz bekçisi,
 
Cennetnin bir köşesi,
 
Tuvğan yerim süyemen.
 
Körmeğen tuyup süyer,
 
İçimen canıp küyer,
 
Körğen köz çaşlar töker,
 
Yeşil yurtnu süyemen.
 
Tışta kaldım cılayman,
 
Yurt yolların sorayman,
 
Ediğemni karayman,
 
Kırımnı ah!.. süyemen!
 
7 Ocak 1936
 
 
Raşit Aşki Özkırım, TURNAM,
 
İstanbul, Öz yayınevi, 21 mart 1965. 
 
Родины своей лишился ты, а соплеменники остались у Москвы в руках,
И от чувства страшного, от горечи разлуки, ты никуда не можешь убежать.
«Крым», — ты произнес, за крымцев ты горел, сгорел, и перед твоей любовью страх.
Джафер! за это ты воистину достоин рядом с шахидами в одной земле лежать.
 
Таким взрывом чувств выразил свою душевную боль в стихотворении «Брату Джаферу»(Джаферу Сейдамету) один из представителей поэзии крымскотатарского зарубежья РЕШИД АШКИ ОЗЬКЫРЫМ (ЧОРАБАТЫР) (1893 — 1969).
«Дедушка! С сегодняшнего дня мое имя — Чорабатыр. И когда Чорабатыр выйдет из Азовского моря, первым ему руку протяну я…Чорабатыр…Чорабатыр…И даже после того, как ты станешь лучом в Чатырдаге, рассеешься подобно туману, облаку, все равно разглашу твое имя, Чорабатыр, на весь этот бренный мир.» Решид Ашкы Озькырым дал эту клятву после того, как он услышал рассказы одного старца о Чорабатыре (1908г. ), и до конца своей жизни остался предан ей, кроме того, взял себе псевдоним Чорабатыр.
Решид Ашкы Озькырым (Чорабатыр) родился 28 марта 1893г. в городе Адабазар (Турция). Он получил образование в медресе Фатих в Стамбуле. Был во многих странах. Участвовал в первой мировой войне.
Основная тема творчества Чорабатыра — Крым и крымцы, их прошлое, настоящее и будущее. Чорабатыр был поэтом— патриотом. Такие стихи, как «Крым», «Родине», «Молодым крымцам», «Желание», «Мое знамя» и многие десятки других стихотворений, служат тому доказательством. Ни прекраснейшие горы, леса мира, ни сладчайшие природные ручьи, ни величайшие города мира не привлекали Чорабатыра. Он и в мыслях жил прелестью родины предков. В стихотворении «Журавль» любовь поэта к Родине, тоска по ней вырываются наружу подобно вулкану:
Журавль мой, лети на Родину, журавль мой,
О том, что я тоскую, милый, ты поведай ей,
Из родника Бузлю Гюмюш воды испей,
Испив, ты освежись немного там, журавль мой.
(«Журавль мой»)
Чорабатыр всеми фибрами души чувствовал свой народ, его мысли и чаяния. И каждое его произведение является своеобразным обрамлением его священного чувства, испытываемого к Отечеству. Известный тюрколог Ибрагим Отар так оценивает творчество поэта: «Чорабатыр, гуманист, являющийся образцом подражания для целых поколений тюркских народов, дитя Крыма, певец Крыма…» (И. О.: «Решид Ашкы Озькырым (Чорабатыр) «, журнал «Эмель» №27, 1965). Действительно, Чорабатыр в своем стихотворении «Тем, кто настаивает на том, что жив пантюркизм» порицает любое проявление национальной нетерпимости, межнациональной розни. Чорабатыр сделал многое и в области публицистики. В 1918 г., еще будучи юным, он опубликовал статью «Моим святым товарищам, павшим от когтей большевиков», в которой говорит: «Эй, несчастные юноши! … Вы, провозгласив национальную независимость этого безнадежно рокового края, отдали жизнь за свою нацию, за то, чтобы развевался ее зеленый флаг! … Да будут прокляты большевики, облачившие своими кровавыми руками в траурное одеяние весь мир. Залив все кровью, творя зверства, сея смерть, они, кроме того, растерзали святых чад нашей любимой Родины… Но мировая история золотыми буквами впишет ваши имена в свои страницы и будет прославлять только вас…» (Решид Ашкы: «Моим святым товарищам, павшим от когтей большевиков». Журнал «Кырым», № 9, 10 — 11, 1918, Анкара).
Решид Ашкы Озькырым скончался 10 октября 1969 г. в Стамбуле. До последнего вздоха он работал во имя нации. 

 

Источник
http://medeniye.org/forum/index.php/topic,830.0.html